Dijital Dönüşüm Dünyasına Sıkışan Analog Yaşamlar

Dijital Dünya’da , Covid-19 salgının da etkisi ile , hızlı bir şekilde teknoloji başımızı döndürürken , tüm sosyal ve iş yaşantımızı etki altına alan , uyum sağladığımız ama daha da çok gidilecek yolu olan bir zaman diliminin içerisindeyiz.Bu dönüşüm sürecinde herkesin bahsettiği gibi sizlerle Dijital Dönüşümün faydalarından ve beklentilerimizden bahsetmek yerine , aynı derecede önemli bir konunun da , bugüne kadar kendi insiyatifimizle ve güncel olarak yenilenen eski Dünya düzeninde varolacak geleceğimiz ve bizim bunun neresinde olacağımız kısmı olması gerektiğini düşünüyorum.
Bugüne kadar gündelik hayatlarımızı mümkün olduğunca kendi zihnimiz , hafızamız , hatta ellerimiz , ayaklarımız ve gözlerimizle ; gözlemlerimize dayanarak , otonom ve bağımsız şekilde , kendi seçimlerimizle , mecburi bağımlı olduğumuz sektörler olmadan , aracısız ve kendi kontrolümüzde yaşarken , şimdi bir anda Covid-19 salgını ile birlikte bambaşka bir dünyanın içinde bulduk kendimizi.
Herşeyin online mecburiyetlerle donatıldığı bir yaşam , normalimiz oldu adeta.Öncesinde ilk defa hayatta nelere vakit ayırmak isteyip de ayıramadığımız farkındalıkları yaşayıp ; asosyal oluşumuzu en güzel şekliyle kendi kişisel gelişimlerimize adapte etmeye ve mümkün olduğunca bundan fazla fayda sağlamaya çalıştık. 
Peki ya sonra..? Üzerinden 1 yıldan fazla geçmiş ve çoğu kurumsal firmanın içerisindeki plaza çalışanlarının , bu geçen süreçte sabah ailesi ile kahvaltı yapabilme keyfini yaşadığı , kilometrelerce yol ve zaman kaybı yaşamadan , toplantıdan toplantıya kendi demlediği filtre kahvesi ile katılabildikleri , herşeyin 10-15 inç ekranlara sığdığı , elektrik ve internet altyapısının çöktüğü anda ise , karanlıklara boğulan şarjlı sistemlere geçtik.
2019 a kadar beklenen Dijital Dönüşüm adına yazılan makalelerin yerini ise , derin bir sessizlik aldı , çünkü bizim adaptasyonumuz beklenenden önce ve çok hızlı şekilde hayatımızın merkezinde yer almaya başlamıştı bile. Belki böyle bir salgın yaşanmasa bu dönüşüm süreci bizim ülkemiz adına da aynı yaygınlıkta yaşanır mıydı ? Global şirketlerin haricinde çok da emin değilim. Şuan 7’den 70’e herkes dijitalleşerek , yapay zekayı bile daha normalleştirerek bu süreci otomatik beklediği bir dönem içine girdik. Hatta öyle ki , sosyal medyada , #instagram #facebook ,aslında viral olarak başlatıldığına inandığım bazı #challenge lar ile yapay zekalara toplanan veriler oluşmaya başladı eğlence adı altında ; öbür tarafta ise bazı insanlar aşıların içinden çipli sistemlerle kontrol edileceğimize bile inandı.
İş , ekonomi , finans ve teknoloji adına Uzaktan Çalışma Modelleri ve Reel Yaşam arasında verimliliğin artması ile etkileşimin de fazlasıyla azaldığı bir dönem oldu. Bu sürecin yakın geleceğinde ise , bazı meslek gruplarının coğrafi konum sınırları olmadan yapılabilirliği artarken , bu konumlar için de istihdamın azaldığı , mentörlüklerin bilişim ağı içerisinde sınırlandırılarak , veri bilimiyle öğrenmeye çalışan yeni meslek gruplarının oluşacağı , yapay zeka önderliğinde liderliklerin yapıldığı bir döneme de otomatikman evrilmekteyiz. Bu süreç e-ticaret sitelerinin yükselişi , kripto paraların inişli çıkışlı dünyası ; insansız fabrikalardan , güçlü alt yapılarla oluşturulacak daha bir çok yeni sosyal platforma , önceliklerimizin sürekli değiştiği bir dönemin sadece başlangıcı. 
Bu dönemde kurumsal yapıların içinde nabzı tutmak veya sosyal medyada #linkedin , #clubhouse , #instagram ile işin içine biraz da eğlence katılarak yapılan soru cevap , anket veya sohbetlerde , bir çok kişiye sorulan Home Office kavramı ; ve sonucunda da , kibarca aslında bir yandan da ne kadar bunaldığımızı , gülümseterek anlatan , aklımda kalan bazı anonim yorumlar şöyleydi ; Home Office = midir ? ≠ midir ? diye düşündüğümüzde ; Tek kişilik dev kadrolar ,  azalan kişisel alanlar , artan iş sınırları , bütünsel bir yaşam , kısmen özgürlük , koltuk+bilgisayar , elektrik kesintileri , asosyal yaşam , alt yapısı yetersiz internet , 3 adımda işbaşı , 10 adımda yemek , 7/24 iş , kargoyu bile gönderememek , evde spor yapabilmek , iş – özel yaşam dengesizliği , yoğun mail trafikleri , toplantı içinden çıkan onlarca yeni toplantı konuları ve herşeyin sonunda ve özünde 7/24 evde aktif birer ebeveyn olabilmek..Yaşayarak gördüğümüz , her farkındalığı ile aslında hiç de yalnız olmadığımız , aynı şeyleri hissettiğimiz bizim gibi milyonlarca kişi.. Bu 1 yılı geçen süreçte , yeni mesleklerin varlığından söz edilse de  , yeni buluşlar dijital dönüşüm dünyasına uyarlansa da , alıştığımız normalimiz olan şeylere rağmen bazılarımız ilk zamanlar yaptığımız birçok şeyi çoktan yapmamaya başladık bile. 
Bir Antik Çağ Hekiminin de dediği gibi “ Bir şeyin zehir olması ile şifa olması arasındaki tek fark , dozudur.”Belki herşeyde olduğu gibi , dijital dönüşümde de , analog yaşamımızdan eksik kalmadan , bugüne kadar tükettiğimiz herşeye rağmen , teknolojiyi , tüm yaşamımıza , işimizin tüm kademelerinde birbirimizi empati ile tutsak etmeden ; bilinçle adapte ederek , bize kattığı her yönüyle bu dönüşümü değerlendirip , farkında olarak , bundan sonrası için olumlu faydalar sağlayabiliriz , sadece dozunda olursa neden olmasın. Haydi sizler de , bu değişen düzenimizin sizdeki anlamını , adapte olduklarınızı ve hala olamadıklarınızı , sizi şaşırtan haber ve bilgileri , yorumlarda bizlere yazın ; keyifle farkındalıklarımızı , öğrendiklerimizi , hissettiklerimizi birlikte paylaşalım.

Hem Covid-19 un kayıpsız ve eksilmeden bitip gittiği ; hem de yaşadığımız her dönüşümün bizlere “şifa” olması dileklerimle..
“ NSK “

Paylaşmak güzeldir...

“Dijital Dönüşüm Dünyasına Sıkışan Analog Yaşamlar” hakkında 1 yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir